![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#2 | |||||||||
![]()
Üye No: 67
Mesajlar: 1.397
Konular: 108
Tesekkür: 70
31 mesajına 48 defa teşekkür edildi ]Aktiflik: 77 / 777
|
kolaymı unutmak
kolaymı terk edilmek kolaymı sevilmeden sevmek kolaymı severken bir hiç ugruna ayrılmak kolaymı yaşarken ölmek kolaymı seni sensiz yaşamak be gülüm | |||||||||
|
|
|
|
|
|
#3 | |||||||||
![]() Nerden: PİRGİ VE ÇEVRESİ
Üye No: 37
Mesajlar: 1.834
Konular: 176
Tesekkür: 481
277 mesajına 659 defa teşekkür edildi ![]() ![]() ![]() ]Aktiflik: 173 / 868
|
seninle aşk dolu mazimiz varken
ayrılıp gitmeyi kolaymı sandın gönülden yürekten candan severken ayrılıp gitmeyi kolaymı sandın...... | |||||||||
|
|
|
|
|
|
#4 | |||||||||
![]()
Üye No: 67
Mesajlar: 1.397
Konular: 108
Tesekkür: 70
31 mesajına 48 defa teşekkür edildi ]Aktiflik: 77 / 777
|
kolay olan ayrılmak
olsaydı çoktan ayrılırdım kolay olan yanlız kalmak olsaydı çoktan yanlız kalırdım kolay olan ölmek olsaydı çoktan ölmüş olurdum .................................................. ...................... | |||||||||
|
|
|
|
|
|
#5 | |||||||||
|
ARAKLIM.NET Köşe Yazarı
Üye No: 214
Mesajlar: 895
Konular: 65
Tesekkür: 129
85 mesajına 125 defa teşekkür edildi ![]() ![]() ]Aktiflik: 64 / 642
|
Olur olmaz her şeye ağlayan Anne, kocasının ölüm haberini aldığında evi
badana ediyordu... Elinde badana fırçası, olduğu yere çöktü kaldı... Ağlamadı. Konuşmadı da. Günlerce konuşmadı... Demiryolcu olan kocası bir tren kazasında ölmüş, beş çocukla dul kalmıştı. Büyük kızı evliydi, bir sonraki kızı hukuk fakültesine gidiyordu. 40-50 bin nüfuslu bir doğu kentinde, kızını ta Ankara'lara, hukuk fakültesine göndermek kolay bir iş değildi o dönemde. Hısım akrabanın, konu komşunun fiskoslarına aldırmamış okumaya göndermişti kızını... Büyük oğlu lisede, ortanca oğlu ortaokulda, en küçük oğlu ise ilkokulda okuyordu. Çocukken gönderildiği Kuran Kursunda Arapça ve Osmanlıca öğrenmişti. Türkçe okuyup, yazmayı çocukları ilkokula başladıktan sonra, onlara ders çalıştırmak için öğrendi... Bu sayede tanıştı dış dünya ile. Kocasının her akşam eve getirdiği gazeteleri okuyarak... Akıllıydı... 'Reis' derdi kocası ona... Her türlü ev işinden başka tarla, bahçe işleri ile de o ilgilenirdi. Buna rağmen çok severdi kocasını. Hâlâ da çok sever. Arada bir rüyasında görür onu. Gördüğü rüyayı unutmasın diye gecenin bir yarısı çocuklarını uyandırıp anlatır... Çocuklarını büyütüp, yetiştirmesi ise uzun hikaye... Kocasının ölüm haberini aldıktan üç gün sonra ağzını ilk kez açtığında söylediği ilk cümle "gideceğiz buradan" oldu. Bu karara karşı çıkan hısım akrabaya "çocuklar" diyerek direndi. "Onların okuması lazım." Tanıdık berberlerin, terzilerin, iyi niyetli çırak alma tekliflerini kulak arkası etti. O güne dek saygıda kusur etmediği kaynanasının; "O.... olmaya mı gidiyorsun Ankara'ya?" sözünü ise tınmadı bile. Yıllar sonra "O da haklıydı." demişti. "Genç yaşta yitirdiği tek oğlunun yanısıra bir de onun yadigârlarından, torunlarından ayrı düşmenin acısı ile söyledi o sözü." Yapılırken kerpiçini, harcını sırtında taşıdığı evini kiraya vererek, tası tarağı toplayıp bir vagona yükledi. Çocukları ile beraber bir kompartmana doluşup Ankara'ya gitti... Bütün okullara yakın olmasına dikkat ederek bir ev kiraladı. Çocuklarını yürüme mesafesindeki okullara kaydettirdi. Okul tatillerinde memleketine gidip yıllık erzakını yaptı ama yinede zordu hayat. Kira, okul masrafları ağır gelmeye başladı. Oğullarına kıyamıyordu ama abla'ya nazının geçeceğini biliyordu. Fedekârlığı ondan istedi. Abla hukuk öğrenimini bırakıp, demir yollarında işe girdi. Çocuklar, ne yaşanılan hayatın zorluğunu fark etti, ne de babasızlığı. Hepsi okudu. Büyük oğlu devletin açtığı sınavları kazanarak gittiği Almanya'dan yedi yıl sonra doktorasını yaparak döndü. Kısa sürede profesör oldu. Ortanca oğlunun küçüklüğünden bu yana merak sardığı tiyatrodan vazgeçmeyeceğini anlayınca ancak bir üniversite bitirmesi ve daha da önemlisi yedek subay olarak askerliğini yapması koşulu ile tiyatrocu olmasına izin verdi. Şimdilerde onu sahnede, tv ekranlarında görüp, kocasının ölüm haberini aldığı zaman tuttuğu gözyaşlarını esirgemiyor. Söylemeyi unuttum; o, yani anne sadece mutluluk duyduğunda ya da duygulandığında ağlar... Küçük oğlu da en büyük ağabeyin izinden giderek akademik kariyerini tamamladı. Profesör oldu... Yaşı bilinmiyor annenin. En az 85'indedir diye tahminler yapılıyor. Belki de 90!.. Üç büyük ameliyat geçirdi. Tansiyonu ancak ilaçlarla dengede duruyor.Romatizma ve yaşlılık bir zamanlar taşı sıksa suyunu çıkaracak kadar güçlü olan adalelerini bitirip, tüketti. Yatağa bağlandı.Tekerlekli yürütecinin yardımı ile tuvalete gidebiliyor ancak.Ve buna şükrediyor... Her zaman ilgi duyduğu dış dünya ile tek bağlantısı katarakt ameliyatına rağmen okumakta zorlandığı gazeteler. İşitme cihazı ise hiç işe yaramıyor. Dudak okuyarak anlaşıyor etrafı ile...Yine de mutlu. Tek pişmanlığı son seçimlerde Ecevit'in partisine verdiği oy. Tek dileği ise kimselere, özellikle de yatağa bağlandıktan sonra kendisine çiçekler gibi bakan çileli kızına; abla'ya daha fazla yük olmadan sessizce ölmek... Ölüp cennete gitmek ve orada henüz otuzbeş yaşındayken yitirdiği kocası ile buluşarak adamına; çocuklarını vatana, millete hayırlı birer evlat olarak yetiştirdiğini ve kendilerini kurtardığı müjdesini vermek... Anneler gününde annem geldi aklıma... Şöyle ya da böyle Anadolu'daki yüzbinlerce anneye olduğu kadar sizin de annenize benzeyen kendi annem... Ne desem bilmem ki!.. Ne desek!.. Kenan Işık | |||||||||
|
|
|
|
|
|
#6 | |||||||||
|
ARAKLIM.NET Köşe Yazarı
Üye No: 214
Mesajlar: 895
Konular: 65
Tesekkür: 129
85 mesajına 125 defa teşekkür edildi ![]() ![]() ]Aktiflik: 64 / 642
|
Genç adam kollarında bir buket çiçek, sahile koşarak geldi. Gözleri şöyle bir sahilde gezindi, aradığını göremeyince ilk gördüğü banka oturup sevdiğini beklemeye başladı.
Ellerinde yine her zamanki çiçeklerden vardı. Sevgilisinin en sevdiği çiçekler bunlardı. Kırmızı, kıpkırmızı, kan kırmızısı güller... Sanki dalından yeni koparılmış gibi tazeydiler. Buram buram sevgi kokuyor, aşk kokuyor en önemlisi de özlem ve hasret kokuyordu güller... Hepsinin üzerinde damlalar vardı. Sanki ağlıyor gibiydiler. Genç adam güllere baktı, sanki onlarla konuşuyormuş gibi, "Neden ağlıyorsunuz, bakın ben ne kadar mutluyum" dedi. Az sonra sevdiğini göreceği için kalbi yine deli gibi atmaya başlamıştı. Ne zaman onu düşünse, onunla buluşacağını hayal etse kalbi hep böyle yerinden çıkacakmış gibi oluyordu. Senelerdir birbirlerini sevmelerinde rağmen ikisi de sevgisinden hiç birşey kaybetmemişti. Onları hiç birşey ayıramazdı... Ne hasret, ne ayrılık, ne de ölüm... Genç adam telaşla saatine baktı. Sevdiği yine 1 dakika geç kalmıştı. Üstelik o, sevdiğini bekletmemek için dakikalarca önce koşarak geliyor, onu beklemeyi bile seviyordu. Oysa o, her zaman kendisini bekletiyordu. Herkesin bir kusuru olurmuş diye düşündü. Ve gözlerini önündeki uçsuz bucaksız denize dikti... Denizin sonu yok gibiydi, tıpkı sevdiği kıza olan aşkı gibi denizin de sonu yoktu. Sonsuzluğa uzanıyordu... Aslında bugün onlar için çok özel bir gündü. Kendi aralarında sözleneceklerdi. Delikanlı önce bunu sevdiğine açmış, sonra da gidip 2 tane yüzük almıştı. Bu kadar önemli bir günde bari, onu bekletmemeliydi. Ama alışmıştı artık beklemeye, zararı yok biraz daha beklerim diye düşündü. Güllerin yaprakları nedense hâlâ yaşlı idi. Bir türlü anlamıyordu onları. Herşey bu kadar güzelken neden ağlıyorlardı ki? İşte az sonra sevdiği gelecek, ona sarılacak, kucaklaşacaklardı... Sonra söz yüzüklerini takıp, evliliğe ilk adımlarını atacaklardı. Genç adam öyle heyecanlıydı ki, sevdiğine kavuşmak için can atıyordu... Martılara baktı, birbirleriyle oynaşıp, uçuşan martılara... Ne kadar güzel dansediyorlardı havada. Tekrar saatine baktı genç adam. Endişelenmeye başlamıştı. Sevgilisi yine geç kalmıştı, hem de çok... Bu kadar geç kalmaması gerekiyordu. İşte hergün burada buluşmak için sözleşmiyorlar mıydı? Her gün sahilde, martılara bakarak, denizin onlara anlattığı masalları dinleyerek birbirlerine sarılıp hasret gidereceklerine söz vermiyorlar mıydı ? O zaman neden gelmemişti yine ?? Aklına kötü düşünceler gelmeye başladı. Hayır! Hayır, olamazdı. Sevdiğine birşey olamazdı. Onsuz hayat yaşanmazdı ki... O ölse bile devamlı benimle yaşar diye düşündü genç adam. Bunun düşüncesi bile hoş değildi. Gözlerini yere indirdi. Gözyaşlarını kimsenin görmesini istemiyordu. Zaten nedense etrafındaki insanlar ona sanki kaçık gibi bakıyorlardı. Rahatsız olmaya başladı bakışlardan. Artık bıkmıştı... Yine sevgilisi geldi aklına... Neden gelmedi acaba diye düşünmeye başladı. Gözlerini kapattı. 7 sene oldu dedi. 7 senedir hergün bu sahildeydi. Sevdiğini bekliyordu. Daha fazla dayanamadı. Kalbi parçalanacak gibi oluyordu. Gözlerinden bir damla yaş daha güllerin üzerine damladı. Yine gelmeyecek galiba, en iyisi ben onun evine gideyim diye mırıldandı... Hiç olmazsa gülleri her zamanki gibi yanına koyar, ona vermiş olurdu... Genç adam ayağa kalktı, sevdiğiyle buluşmak üzere, yeşil tepenin ardındaki kabristana doğru yürümeye başladı... | |||||||||
|
|
|
|
|
|
#7 | |||||||||
|
ARAKLIM.NET Köşe Yazarı
Üye No: 214
Mesajlar: 895
Konular: 65
Tesekkür: 129
85 mesajına 125 defa teşekkür edildi ![]() ![]() ]Aktiflik: 64 / 642
|
Merhaba anne,
Yine ben geldim. Merak etme okuldan çıktım da geldim. Anneler de babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama Ali, "Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder." demişti de onun için söylüyorum. Geçen hafta öğretmen, sağ elimde sarımsak, sol elimde soğan dedirte dedirte öğretti sağımı solumu. Ben biliyorum artık anne, sağım neresi, solum neresi Ağrıyan yanımın neresi olduğunu. Şimdi iyi biliyorum anne. Hani geçen geldiğimde: Şuram acıyor işte, şuram demiştim de Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne Bak şimdi söylüyorum. Şuram işte, Sol yanım çok acıyor anne. Hem de her gün acıyor anne her gün. Dün sabah annesi Ayşe'nin saçlarını örmüştü. Elinden tutup okula getirdi. Yakası da danteldi. Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi. Ben de ağladım, Ağladım hiç de utanmadım. Öğretmen ne oldu dedi? Düştüm, dizim çok acıyor dedim. Yalan söyledim anne. Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne. Bugün ben de saçım örülsün istedim. Babam ördü ama onunki gibi olmadı. Dantel yaka istedim. Babam; "Ben bilmem ki kızım." dedi. Bari okula sen götür dedim. "Kızım, iş..." dedi. Ben de bana ne dedim, ağladım. "Kızım, ekmek" dedi babam. Sustum ama okula giderken yine ağladım anne. Ha, bi de sol yanım yine çok acıdı anne. Herkesin çorapları bembeyaz, benimkiler gri gibi. Zeynep, "Annem, beyazlara renkli çamaşır katmadan yıkıyormuş" dedi. Babam hepsini birlikte yıkıyor. Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne? Uffff, babam, her gün domates peynir koyuyor beslenmeme. Üzülmesin diye söylemiyorum ama Arkadaşlarım her gün kurabiye, börek, pasta getiriyor. Biliyorum babam pasta yapmasını bilmez anne. Hava kararıyor, ben gideyim anne. Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi. Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum. Kim bozuyor toprağını, Çiçeklerini kim koparıyor? İzin verme anne, Ne olur toprağına el sürdürme! Eve gidince aklıma geliyor bi de bunun için ağlıyorum anne. Bak, kavanoz yanımda, toprağından bir avuç daha alayım. Biliyor musun anne? Her gelişimde aldığım topraklarını Şu kavanozda biriktirdim. Üzerine de resmini yapıştırıp başucuma koydum. Her sabah onu öpüyor kokluyorum. Kimseye söyleme ama anne Bazen de konuşuyorum onunla. Ne yapayım seni çok özlüyorum anne. Ha unutmadan, Öğretmen yarın anneyi anlatan bir yazı yazacaksınız dedi. Ben babama yazdıracağım. Öğretmen anlarsa çok kızar ama bana ne kızarsa kızsın. Ben seni hiç görmedim ki neyi, nasıl anlatacağım anne. Senin adın geçince sol yanım acıyor anne. Hiç bir şey yutamıyorum. Bazen de dayanamayıp ağlıyorum. Kağıda da böyle yazamam ya anne. Ben gidiyorum anne, Toprağını öpeyim, sen de rüyama gel beni öp. Mutlaka gel anne, Sen rüyama gelmeyince Sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne. Sol yanım acıyor anne. İşte tam şurası, Sol yanım çok acıyor anne. Seni çok özledim anne, çooook... | |||||||||
|
|
|
|
|
|
#8 | |||||||||
![]() Nerden: PİRGİ VE ÇEVRESİ
Üye No: 37
Mesajlar: 1.834
Konular: 176
Tesekkür: 481
277 mesajına 659 defa teşekkür edildi ![]() ![]() ![]() ]Aktiflik: 173 / 868
|
temel arabaya binmiş elmiş.... niye?
bulun bakalım...... NEREDE OLURSA OLSUN, O'NU YAŞAYAN VE YAŞATANLARIN VARLIĞIDIR TRABZON'U FARKLI KILAN, VE BU YÜZDEN DİYORUZKİ, BİZ HERYER TRABZON ULAN!!!!
| |||||||||
|
|
|
|
|
|
#9 | |||||||||
|
ARAKLIM.NET Köşe Yazarı Nerden: Nürnberg/GER
Üye No: 15
Mesajlar: 2.063
Konular: 189
Tesekkür: 400
266 mesajına 535 defa teşekkür edildi ![]() ![]() ![]() ![]() ]Aktiflik: 182 / 910
|
cok güzel bi yazi emegine saglik abi
WWW.ARAKLIM.NET Araklı'nın Dünyaya Açılan Penceresi Dostluğun ve Özlemin Adresi DÜNDEN BUGÜNE ARAKLI ![]() msn iletişim için; araklim@araklim.net Mesajınızda ve sohbet alanında: ->Sohbet alanında ve iletinizde email Adresinizi verirseniz, -> Konuyla alakasız yorum yaparsanız / Konuyla alakasız bir soru sorarsanız, -> Amaçsız, içinde paylaşım olmayan, saçma konular açarsanız, -> Üstüste mesaj yazarsanız ( Flood yapmakda denir), -> Küfür ederseniz, -> Konuyla alakasız bir başlık atarsanız, -> Mesajınızın tamamını büyük harfler veya puntolar kullanarak yazarsanız, Mesajınız SİLİNİR ayrıca siz BANLANIRSINIZ. ![]() Bu tip mesajları ihbar etmek için yukarıda işaretlenmiş olan yere tıklayarak yöneticiyi uyarabilirsiniz.
| |||||||||
|
|
|
|
|
|
#10 | |||||||||
|
ARAKLIM.NET Köşe Yazarı Nerden: Nürnberg/GER
Üye No: 15
Mesajlar: 2.063
Konular: 189
Tesekkür: 400
266 mesajına 535 defa teşekkür edildi ![]() ![]() ![]() ![]() ]Aktiflik: 182 / 910
|
alikaan abi cok güzel anne yazilari eklemisti bende bi kac siir eklemek isterim
Annem Islak kaldırımlar üzerinde yürürken Yağmur damlaları yanağımı okşuyor O sıcacık kollarının yerine, Yağmur damlaları bana sarılıyor Burası neresi bilmiyorum annem Gurbet diyorlar adına yanıp kavruluyorum Yağan yağmur gibi gözyaşlarım dinmiyor Fırtınalı gecelerde korkuyorum annem Yine yağmur yağıyor. Üşüyorum sensiz yaban ellerde Hasret dolu uzun gecelerde Özlüyorum seni nerdesin annem Cehennem ateşi gibi yanıyor yüreğim Şefkat dolu bakışına muhtacım annem Gözlerimden kanlı yaşlar akıyor. Gök bile benimle beraber ağlıyor annem Yine bayram oldu elini öpmeye gelemiyorum Hasretimi dağlara, taşlara haykırıyorum Her yerde seni arıyorum nerdesin annem Yine böyle yağmurlu bir gecede kopmuştum senden Hayatım cehenneme döndü aniden. Üzülme ne olursun, ağlama, haykırışlarımı sakın duyma Senin bir damla gözyaşına canım feda. GÜL KOKULU ANNEM alinti | |||||||||
|
|
|
|
![]() |
| Tags |
| şiir, şiir dünyası |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Susmalı insan... | gogalim | Romantizim ve Duygusallık | 66 | 05-13-2009 17:23:04 |
| Marzubalı(Gürol Güven) Haftanın Konuğu | Gülçinur | Her Hafta Bir Üyemizi Ele Alalim | 357 | 05-12-2008 09:20:23 |
| Gülü Susuz Seni Aşksız Bırakmam | karakız61 | Video Klip Paylaşımları | 3 | 04-13-2008 21:28:15 |